bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2013 Cumartesi

Elektrik tesisatı


Priz
Duvar içine döşenmiş olan cereyan hattını, herhangi bir elektrikli aygıtı çalıştırmak üzere kullanabilmemiz için kullanılan faz-nötr ve topraktan meydana gelen çıkış hattıdır. Aydınlatma elemanları için kullanılan bazı prizlerin toprak hattı yoktur. Prizler, sağ ve sol tarafta bulunan tırnaklar sayesinde sabitlenir.
Prizlerde kabloların gireceği ayaklar, ortası delik bir küp şeklinde olup üst yahut yan taraflarından bir vida ile sıkılır. Eğer ahşap üzerine priz monte edecekseniz, ağaç vidası kullanmalısınız.
Fiş
Bir prizden alınan cereyanı, kablonun diğer ucundaki alete iletmekte kullanılır. Evlerde kullanılan fişler, genellikle iki ayaklı olup, toprak olanların, toprak hatları bu ayaklara dik olan çeperlerin ortasında bulunurlar. Prize sokulduğu zaman, prizdeki toprak hattının metal ucu, bu oyuğa değerek devreyi tamamlar.
Priz Ve Fiş Uyumları
Fişlerin prizlerle önemi büyüktür. Eğer, ince çubuklu bir fişi kalın delikli bir prize sokarsanız, bu çubuklar tam anlamıyla priz deliklerinin metal aksamına değmeyeceği için, rezistans yapar ve ısınırlar. Bu olay da zamanla prizin kararmasına, metal ayakların erimesine sebep olur. Farkedilip, değiştilmediğinde yangın çıkabilir. Onun için fiş ile prizin uyumu çok önemlidir.

Lamba Duyu
Plastik aksamlar, zaman içinde ısınarak erir veya zamanla kırılabilir. Gevşer ve lambaların sıkılarak takılmaları esnasında boşa dönmeye başlar. Porselen duy kullanırsanız, kırılmaması şartıyla, duy değiştirmek zorunda kalmazsınız. Aldığınız duyu takarken gövdesinden tutmalısınız. Cereyanı kesip, kablonun ucunu temizleyip sıyırınız. Telleri, vidalı ayaklara geçirerek vidaları, aşırı olmamak üzere sıkınız. Duyun üst kısmında bulunan yuvarlaklara oturtunuz ve vidalayınız.
Elektrik Düğmesi
Duvar içinden çekilen hat, tavana faz veya nötr olarak geldikten sonra, faz hattı, duvar içinde tavana ulaşmadan önce butondan geçer. Geliş ve gidiş olarak görünen bu iki kabloya, butonun ayaklarını bağlayarak vidalarını sıkınız. Duvara monte etmek için, priz montajında olduğu gibi dış gövdeyi duvara sıkıca bastırarak, sağ ve sol vidaları sıkınız.
2 – Tevzi Tabloları
2.1 – Sac panolu ana ve tali tablolar:
2.1.1 – Tablolar en az 2 mm. kalanlığında düzgün satıhlı DKP sac levhalardan yapılacaktır. Panoların kenarları bükülecek ve cıvatalarla birbirine bağlanacaktır. Panolar 40 veya 50 lik köşebentten mamul kuvvetli bir çerçeve dahilinde tespit edilecektir. Demir aksam bir kat sülyen, iki kat mat tabanca boyası veya fırın boyası ile boyanacaktır.
2.1.2 – Ana tablo arkasındaki bakım geçidi, ahşap ızgara üzerinde üstü PVC kaplama veya linolyumla örtülü ahşap döşeme ile yapılacaktır. Ana tablo 10 cm. yükseklikte sıvalı bir kaide üzerinde tespit edilecektir. Tablo üstü arka geçitle birlikte 2 mm.’lik sacla kapanacaktır. Bu kapatma sırasında tablo içerisinin havalandırılması dikkate alınmalıdır.
2.1.3 – Ana tablonun arka cephesinde yalnız tevzi çubuk ve balaları, muhtelif iletken bağlantıları ve kablo ucu bağlantıları tesis edilip, sık sık kullanılması icap eden her hangi bir ölçü vs. cihaz ve aletler buraya konulmayacaktır.
2.1.4 – Ana tablolarda gerilim taşıyan çıplak kısımlar tesadüfi dokunmaya karşı muhafaza altına alınacaktır. Yani 42 volttan fazla nominal gerilimde; izolasyon maddesi ile örtülmüş olmayan bütün kısımlar yükseklikleri 180 cm.’den az olduğu takdirde tesadüfi dokunmayı men edecek, sacdan veya tel kafes vesaireden yapılmış bölümlerde emniyet altına alınacaktır. Bu husus için tellerin lâk ile boyanması veya emaye edilmesi, muhafaza tertibatı olarak kabul edilmez. Tablonun arkasındaki bakım geçidi yetkisiz kimselerin girmesine veya dokunmasına karşı kapatılmış ise, gerilim taşıyan çıplak iletkenlerin örtülmesine (hatta bu geçidin 75 cm. olması halinde bile) lüzum yoktur. Bu takdirde, el ile erişilebilen saha dahilinde ahşaptan yapılmış parmaklığa benzer muhafaza tertibatının mevcut olması kâfidir. Bu şartlar işyerine getirilmediği takdirde gerilim taşıyan çıplak kısımlar ile oda hududu arasında en az 1 metrelik bir açıklık bulundurulacaktır. Her iki tarafa gerilim taşıyan çıplak kısımlar mevcut ise ara genişliği en az 2 metreye çıkartılacaktır. Bu takdirde her iki tarafta tesadüfi dokunmaya karşı muhafaza tertibatının alınmasına lüzum yoktur. Tablonun önünde en az 90 cm.’lik boş bir geçit yeri bırakılacaktır. Tablo altında panonun 40 cm.’lik kısmı boş bırakılmalıdır.
2.1.5 – Tablonun arka tarafında bulunan ve akım geçirmeye mahsus olmayan bütün demir aksamı ile tablonun demir iskeleti topraklanacaktır. Toprağa karşı 250 volttan fazla bir gerilimin meydana gelmesini mümkün kılan sistemlerde, iskelet ve çerçevesinin bütün demir kısmının kendi aralarında ve toprak barası ile ve kusursuz olarak bağlantısını ve bu bağlantının devamını temin için özel tertibat alınacaktır. Toprak barası kesiti en az topraklama levhası bağlantı hattı kesiti kadar olmalıdır. Bu hususun temini için montaj bittikten sonra nokta kaynağı veya köprüleme ile uygun yerlerde bağlantı meydana getirmek kâfidir.
2.1.6 – Vida bağlantılarının, özel surette temizlenmiş ve asitsiz vazelin ile iyice yağlanmış temas yüzeylerine malik olması şarttır. Vidalar galvanizli veya paslanmaz madenden olacaktır.
2.1.7 – Tablo içindeki topraklama tertibatı bakır bara ile yapılacak ve toprak iletkeni ile bağlanacaktır. Bükme tel toprak içine konmayacaktır. Ayrıca tablodan izole olarak bir nötr barası tesis edilecektir.
2.1.8 – Topraklama barası müstakil olarak yıldırımlık tesisatında açıklanan toprak elektrotları yardımı ile topraklanacaktır.
2.1.9 – Akım kaynağı merkezi veya hususi transformatörü havi mahdut büyüklükteki tesislerde meselâ fabrikalarda güvenlik iletkeni sistemi mevcut ise tablo topraklaması olarak 30 ohm’dan fazla olmayan bir topraklama direnci kâfidir.
2.1.10 – Sac levhalar istenilen renkte seçilebilir. Fakat hiç bir vakit parlak boya kullanılmayıp daima yalnız mat veya tabanca boyası kullanılmalıdır. Sac levhaların boyanmamış yüzleri çift kat pastan muhafaza boyası ile boyanacaktır, diğer yüzleri renk verilmeden evvel sülyen ile astarlanacaktır.
2.1.11 – Pano adedinin tayininde kolon ve besleme hatlarının adedi, ışık kuvveti ve yedek akım taksimatı ve muhtelif akım sistemleri düşünülecektir. Bilahare yapılacak ilâve ihtimali de göz önünde tutulacaktır. Muhtelif sistemlerin başka başka tablolara taksimi muhakkak surette şart değildir. Eğer yalnızca tablo kullanılıyorsa her sisteme ait kısım açık, kolay görülebilin işaretler vasıtasiyle ayırt edilecek ve bu suretle hataların önüne geçilecektir. Her şalterin veya sigortanın altına beslenilen yeri gösterir madeni etiketler konacaktır.
2.1.12 – Ana tablolarda her panonun belli ölçüleri şunlardır: Genişlik 60-90 cm. toplam yükseklik 210 cm. Bunun alt kısmında 40 cm. kadar bir yer boş kalacaktır. Yerleştirilecek elemanlara göre tablonun derinliği en az 75 cm. kadar olacaktır.
2.1.13 – Eğer ana tablo kilitlenebilen bir yerde tesis edilmemiş ise hiç olmazsa bakım geçidinin giriş kafesli ve kilitlenebilir bir kapı ile muhafaza edilmesi uygun olur.
2.1.14 – 100 amperden büyük şalter ve sigorta bağlantıları kesin olarak baralar ile yapılmalıdır. Tablo arkasında bulunan iletkenler özel kroşeler vasıtasiyle muntazam bir sıra haline getirilecektir. Baralar normal renklerde işaretlenecektir.
2.1.15 – Ana tablonun önden görünüşü; siyah, kırmızı ve mavi renkler fazları, gri renk nötr, beyaz renk toprak olmak üzere bağlantı şeması çizilecek ve çerçevelenerek ana tablo dairesine asılacaktır.
2.1.16 – Ölçü aletleriyle şalter, sinyal lambası vs.’nin seçiminde bunların şekil birliğine ve sac panolara uygun tipte olmalarına dikkat edilecektir. Ölçü aletlerinin çapları en az 130 mm. veya 144×144 mm. olacaktır.
2.1.17 – Birden fazla pano bitişik monte edildiğinde kullanma yeri ne olursa olsun 1 adet 1. pano olup diğerleri ilâve sac pano sayılacaktır.
2.2 – TALİ TABLOLAR:
2.2.1 – Tali tablolar duvar yüzüne veya duvara gömülü olarak monte edilecektir. Tali tabloların boyutları İdarenin tasdik edeceği projeye uygulanacaktır. Her sigorta veya şalterin altında beslenilen yeri gösteren madeni veya plastik etiketler bulunacaktır.
2.2.2 – 60 A.’den fazla yüklü tablolarda, bağlantılar kablolarla şalterden şaltere veya sigortadan sigortaya yapılmayıp bakır baralar vasıtasıyla ayrı ayrı yapılacaktır. Baralar norm renklerle işaretlenecektir. Tali tablolarla bıçaklı şalter kullanılmayacak ve pako şalter tercih edilecektir.
2.2.3 – Tablo çerçeve ve kapaklarının rengi muhitin rengine uygun olacaktır.
2.2.4 – Tali tablolarla linye hatları yanmayan malzemeden izolasyonlu sıra klemensler vasıtasıyla tabloya tutturulacak ve nötr hatları da izole edilmiş bakır bir baraya bağlanacaktır. Tabloya giriş kolonlarının faz iletkenleri sabit klemenslere ve nötr iletkenleri bakır baraya bağlanacaktır. Tali tablolar üzerinde topraklama barası bulunacaktır. Topraklama bağlantısı bulunduğu yerdeki tesisata uygun olarak muhakkak yapılacaktır.
2.3 – Pertinaks, fiber veya benzeri maddelerden yapılmış tali tevzi tablolar:
2.3.1 – Pertinaks, fiber veya benzeri levhaların kalınlığı en az 5 mm. olacaktır.
2.4 – Etanş tevzi tabloları:
2.4.1 – Tesisatı rutubete, toza ve mekanik darbelere karşı korur malzeme ile yapılan mahallerde tablolar dökme demirden veya alüminyumdan ve birbirine eklenecek tipte ve contalı kapakları havi etanş kutulardan yapılacaktır.
2.4.2 – 16 mm²’den daha büyük kesitte bağlantıların kullanılmasını icap ettiren hallerde dağıtım, ayrı kutular dahilinde bakır çubuklar vasıtası ile yapılacaktır.
2.4.3 – Sigortaları, kapak açıldıktan sonra, anahtar ve şalterleri kapak kapalı iken idare etmek mümkün olacaktır.
2.4.4 – Dökme tevzi tablolarında güvenlik hatlarının irtibatı için topraklama baraları ve nötr hatları için izole edilmiş baralar bulunacaktır. Dökme kutular dahilinde bulunan bütün akım taşıyan kısımlar galvanizli veya paslanmaz madenden yapılacaktır.

İç Tesisat
3.1 – Tesisat, Bayındırlık Bakanlığınca 29.12.1954 gün ve 8891 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan İç Tesisat Yönetmeliği ve Teknik Şartnamesi hükümleri dairesinde yapılacaktır. Burada zikredilmeyen hususlar için TSE, DIN, VDE, USE veya benzeri standartların hükümleri esas kabul edilecektir.
3.2 – Sıva altındaki bütün tesisat peşel boru dahilinde yapılacaktır. Ancak yerden 2.50 metreden daha yüksekte döşenen borular PVC de olabilir.
3.3 – Sıva altındaki iniş boruları dik veya yatay olarak döşenecektir. Buatların priz veya anahtar hizasında bulunmasına dikkat edilecektir. Dilatasyon yerlerinde boru geçitleri, boruların serbestçe oynayabilmesi için manşonlu olacak ve mekanik etkilere karşı dayanıklı bir boru ile muhafaza altına alınacaktır.
3.4 – Tozlu veya yangın tehlikesi göseren yerlerde tesisat antigron nevinden kablolar yerine galvanizli gaz borusu içinde plastik izoleli iletkenlerle etanş olarak yapılabilir.
3.5 – Tali tevzi tablolarının merkezi, zeminden 1.60 metre yükseklikte olacaktır. Bu mesafe kontrol mühendisinin müsaadesiyle değiştirilebilir.
3.6 – Bütün ışık sortilerinin boruları kare kaideli kesit piramit şeklinde emprenye edilmiş ahşap takozlarla nihayet bulacaktır. Bu takozların ölçüsü tavan armatürleri için 14×16x3 cm. ve askılı armatürler için 5×8x3 cm. olacaktır. Takozlara giren boruların dik istikametinde takozu kat edecek şekilde ve uçları yukarıya kıvrılmış 6 mm. çapında demir çubuklar takılacaktır. Bu çubuklar S şeklinde askılarla avize veya tijli armatürler asılacaktır. Bu askı tertibatı tijli armatürlerde 25 kg. ve avizeler için en az 50 kg.’a dayanıklı olacaktır.
3.7 – İletkenler, sıva altında yapılacak tesisatın boru döşenmesi ikmal edilip sıva işi tamamlandıktan ve birinci badana tamamen kuruduktan sonra çekilecektir. Bir binada bütün faz iletkenleri aynı renk ve bütün nötr iletkenleri aynı renk, mümkünse gri olacaktır. Bütün aydınlatma sortilerinin çıkış noktalarına, armatürlerle bağlantılarını teminine yarayan birer lüstr klemens konacaktır.
3.8 – Aynı oda veya koridorda bulunan buatların aynı seviyede olmalarına dikkat edilecektir. Tesisat tamamlandıktan sonra sıva dışına taşmış veya çukurda kalmış yahut çarpık konmuş bir buat görülürse masraf yüklenicisine ait olmak üzere düzelttirilecektir.

26 Mart 2013 Salı

Hidroelektrik santralleri


Hidroelektrik santralı, barajda biriken su Yerçekimi Potansiyel Enerjisi içermektedir. Su, belli bir yükseklikten düşerken, enerjinin dönüşümü prensibine göre Yerçekimi Potansiyel Enerjisi önce kinetik enerji (mekanik enerji) ye daha sonra da Türbin çarkına bağlı jeneratör motorunun dönmesi vasıtasıyla Potansiyel elektrik Enerjisi ne dönüşür. Fizik ten hatırlıyalım, 1 kg lık bir kütle, 1 m yükseklikten düştüğünde ;
W (kg m²/sn²=N-m=joule)= m(kg)*g( m/sn²)*h(m)= 9.8 N-m lik iş yapılmış olur.
Net düşüsü 100 m olan bir barajda 1 ton suyun yaptığı iş;
W= 1000*9.8*100= 980 000 N-m=980 000 joule(j) dür.
Su düşüşü veya hidrolik düşüş
Birbiri ile irtibatı bulunan iki su seviyesi arasındaki kot farkına denir. Bir Hidroelektrik Santralda düşü ise üst su seviyesi ile çıkış su seviyesi arasındaki yükseklik farkıdır. Cebri borular ve diğer yerlerdeki kayıplar göz önüne alınmazsa bu mesafeye net hidrolik düşü diyebiliriz.

Yukarıdaki örneği devam ettirirsek; 1 kWh= 3.600.000 j olduğundan, 1 ton suyun yaptığı iş ;
980 000/3 600 000= 0.27 kWh olacaktır.
Tersten okursak;
1 kWh enerji için, 3.600.000/980.000=3,67 m³ su harcamak gerekir.
1 kWh enerji için harcanan su miktarına Özgül Su Sarfiyatı denir. Net düşü ile ilgilidir. Baraj su seviyesi düştükçe Özgül Su Sarfiyatı yükselir. Yani aynı enerji için daha çok su harcanır.
Özgül Su Sarfiyatının hesabı
İş= m*g*h = Q*1000*9.8*h/3600000 (kWh) olduğuna göre;

Hidroelektrik santralın gücü
Yukarıdaki örnekte anlatılan işi 1 sn içinde yaptıran 980 000 N-m/sn lik güç tür. 1 N-m/sn = 1 watt olduğundan, eşdeğeri 980 kW lık güçtür.
Yapılan işin, yükseklik (net düşü) ve türbin çarkından geçen suyun kütlesi ile ,kütlenin de suyun debisi(Q m³/sn) ile doğru orantılı , ayrıca Güç=iş/zaman olduğu bilindiğine göre, sürtünme kayıplarınıda göz önünde tutarak formüle edersek;

olarak bulunur.
Hidroelektrik santral çeşitleri
Hidroelektrik santrallar, kaynağına göre, rezervuarlı ve kanal tipi olarak tesis edilebilirler.
* Rezervuarlı santrallarda öncelikle bir baraj yapılacağından suyun kullanımı enerji gereksinimine göre ayarlanabileceğinden verimleri yüksektir.
* Kanal tipi santrallar, rezervuarlılara göre daha ucuza mal olmalarına karşın su biriktirme olanağı olmadığından gelen su debisine göre çalışmak zorundadırlar.
Hidroelektrik santralların ana bölümleri
Bir hidroelektrik santral binlerce parçadan meydana gelir. Ana bölümleri şunlardır:
1. Su kaynağı yapısı
Rezervuarlı santrallarda baraj, kanal tipi santrallarda ise bir tünel ya da açık kanaldır.
2. Su alma ağzı yapısı
Cebri boruya suyun giriş kısmıdır. Izgaralar, kapak ve kapak açma-kapama mekanizmalarından oluşur. Rezervuarlı santrallarda su girişi, yüzen cisimlerin borulara girmemesi için baraj gövdesinin orta kotlarında yapılırlar.
3. Cebri (basınçlı) borular
Su alma ağzı ile santral arasında, ölçüleri debi ve düşü ye göre hesaplanan kalın etli büyük çaplı çelik borulardır. Santralın jeolojik yapısına göre gömülü oldukları gibi, görünür olanlarıda vardır. Türbin çarkını çeviren suyun geçişine olanak sağlar.
4. Salyangoz (spiral)
Cebri boru sonuna monte edilen, salyangoz biçimindeki basınçlı su haznesi, suyun çarka çevresel olarak ve her bir noktadan eşit debide girmesini sağlar. Çevresel olarak sabit kanatçıkları suya yön verir, açılıp-kapanabilir kanatçıkları ise çarka verilen suyun debisini ayarlar. Çoğu santralda, cebri boru ile salyangoz birleşme noktasında kelebek ya da küresel tabir edilen, hidrolik basınç ile çalışan, cebri boru çapına uygun vanalar bulunur. Bazı santrallarda bu vana tesis edilmeyebilir.
5. Türbin
Türbin çarkı, türbin şaftı, türbin kapağı, hız regülatör sistemi, basınçlı yağ sistemi, türbin yatağı, soğutma sistemi, kumanda panosu ve yardımcı teçhizattan oluşur. Türbin şaftı, suyun kanatlarına çarparak döndürdüğü türbin çarkı ile generatör rotoru arasında akuple olup generatör rotorunun dönmesini sağlar. Türkiyede bu türbinleri TEMSAN yapar. Temsan devlet kuruluşudur.
6. Jeneratör
Generatör rotoru, statoru, yatağı, ikaz(uyartım), soğutma sistemi, koruma sistemi, kumanda ve işletim sistemi, doğru akım sistemi, kesici ve ayırıcılar ile yardımcı organlardan oluşur. Rotor, çok güçlü tesis edilmiş yatak üzerinde sabit hızla döner. Dönü sayısı, frekans ve kutup sayısı ile doğru orantılıdır. Enerji stator sargılarından alınır.
7. Transformatörler
Gerilimi yükseltme ya da alçaltma işlevini üstlenmişlerdir. Tek fazlı, üç fazlı olabilirler. Her üniteye bir transformatör olabileceği gibi birden fazla üniteye bir transformatörde olabilir. Ana gövde, soğutma sistemi, yangın sistemi, koruma sistemi bölümlerinden oluşur.
8. Şalt alanı
Transformatörlerden çıkan yüksek gerilim enerjinin iletim hatlarına bağlantı noktasıdır. Kesiciler, ayırıcılar, topraklama sistemi, koruma sistemi, basınç sistemi, ölçü sistemi, iletim hatları üzerinden haberleşme sistemi kısımları vardır.
9. Diğer teçhizat
Ana teçhizatlardan ayrı olarak; ısıtma havalandırma sistemleri, aydınlatma sistemleri, doğru akım acil enerji, alternatif akım acil enerji (diesel generator) sistemleri, sızıntı toplama havuzları, besleme pompaları, drenaj boşaltma pompaları, haberleşme sistemleri, kompresör ve tanklar gibi basıçlı hava sistemleri, yangın koruma ve söndürme sistemleri, bakım, onarım ve küçük imalat atelyeleri, montaj demontaj sahaları, vinçler, krenler gibi taşıma, kaldırma sistemleri, arıtma sistemleri, ilk yardım bölümü, batardo kapakları,labaratuarlar vb bölümlerdir.
Hidrolik Santrallar su değirmeni çalıştırma ilkesine dayandığından Türbin Çarkına çarpan su türbin şaftını döndürerek Mekanik enerji üretir. Türbin şaftı direk veya bir dişli sistemi ile jeneratör Rotoruna bağlıdır. Jeneratör Rotoru üzerinde bulunan sargıların dışarıdan bir Doğru akım Güç Kaynağı ile uyartılması sonucu rotor çevresinde bir Manyetik alan doğar. Dönen rotorun etrafında oluşan manyetik alanın Stator sargılarının üzerinde İndüklenmesi ile stator sargılarında gerilim oluşarak elektrik enerjisi elde edilir.
Hidrolik santralların artıları, eksileri
Bir barajın yapımı ve öncesinde; uzun süreli yağış, su, jeolojik çalışmalar yapılması, su altında kalan arazi için ödenen istimlâk bedelleri, baraj yapım maliyetinin yüksek olması ilk yatırım maliyetinin çok fazla çıkmasına neden olur ki bu bir dezavantajdır.
Dezavantajlarına karşın; ilk yatırım yapıldıktan sonra, enerji üretiminin ana kaynağı su olduğundan üretim maliyeti çok ucuz olmaktadır. Yakıtlı santralar gibi hava ve çevre kirliliği yaratmazlar.Türbinler hakkında daha detaylı bilgi için teklif hazırlama mühendislerine başvurulabilir.

Ayrıca barajların, elektrik üretiminin yanı sıra;
1. Yerleşim yerlerinin suyunu karşılama,
2. Sel ve taşkınları önleme,
3. Tarım arazilerini sulama
4. Balıkçılık
5. Ağaçlandırmaya katkı, erozyonu önleme
6. Turizmi geliştirme
7. Ulaşım
8. İklimde yumuşama gibi yararları bulunur.
Artıları ve eksileri ile ve de uzun yıllar kullanılacakları değerlendirildiğinde tartışmasız olumlu yanları ağır basmaktadır. Ülkedeki her akar su potansiyelinin enerjiye dönüştürülmesi mutlaktır.
Hidrolik santrallar ile termik santralların karşılaştırılması
Hidrolik Santralların yıllık üretimleri, kaynağa gelen su miktarıyla doğru orantılı olduğundan ve bir yıl boyunca gelen su insanoğlunun elinde olmayıp tam kapasite çalıştırmaya yetmiyebileceğinden, genel olarak puant santralı olarak çalıştırılırlar. Devreye alınış ve çıkarışları çok kolay ve hızlı olduğundan su rejimine bağlı olarak günün, enerji gereksiniminin çok olduğu- ki buna puant saati denir – saatlerinde çalıştırılarak, enerjiye az gereksinim olduğu zamanlarda devre dışı bırakılırlar. Bir Hidrolik Santral ünitesi tam kapasite ile çalıştırılmayabilir. Örneğin 100 MW güçteki bir ünite bir saat tam kapasite çalıştığında 100 000 kWh enerji üretebilir. Tam kapasite çalışma türbin kanatlarının önündeki su giriş kapakçıkları tam açıktır ve saniyede geçen su miktarı en üst düzeydedir.
Ancak, sistemden çekilen enerji, kullanıcıların devreye girme, çıkmalarına göre an be an değişir. Sisteme anlık olarak istenilen enerjinin verilmesini üretim ünitesindeki regülasyon sistemi sağlar. Regülasyon sistemi, türbin kanatlarının önündeki su giriş kapakçıklarına otomatik olarak hükmederek daha az su girişine paralel olarak daha az üretim yapar. Bu olaya sistemde frekans tutma denir. Tüm elektrikli alıcıların sağlıklı ve verimli çalışabilmesi için frekansın, alıcılarda imalat sırasında belirlenen frekans a – Türkiye ve Avrupa ülkelerinde 50 hz -uygun olması gerekir.
Termik santralların devreye alınış ve çıkarışları çok kolay ve hızlı değildirler buna karşın yakıtlarını istenilen miktarda elde etmek insanoğlunun elindedir. Devreye alınış ve çıkarışları sırasında çok verim kaybına uğrarlar. Kızgın buharın, enerji üretimine hazır hale gelmesi için kazanların uzun süre yakılması gerekir. Bütün bu nedenlerden ötürü Termik santral lar arıza, revizyon, bakım vs durumlar dışında 24 saat sürekli çalıştırılmak üzere plan ve dizayn edilmişlerdir.
Stator sargılarında elde edilen orta gerilim elektrik enerjisi dir. Orta gerilim enerjinin şehirlere taşınması için çok büyük kesitli iletkenler gerektiği, bunun da olanaksız olması nedeniyle oluşan gerilim Transformatörler vasıtasıyla Yüksek gerilim e çıkarılır ve ENH (Enerji nakil hatları) ile şehirlere taşınır. Yüksek gerilim enerji kullanıma sunulamıyacağına göre, bu kez de yerleşim yerlerindeki Transformatörler vasıtasıyla kademeli olarak Alçak gerilim e düşürülerek kullanıma sunulur.
Elektrik enerjisi depo edilemez ama su depo ederek elektrik dolaylı olarak depo edilebilir.

Beşeri bilimler nedir?


Beşerî bilimler doğal ve sosyal bilimlerin temel ampirik yöntemlerinden ayrılan, büyük oranda analitik, eleştirel veya spekülatif yöntemler kullanarak insan durumunu inceleyen disiplinlerdir.
Beşerî bilimlerle ilişkili disiplinlere örnek vermek gerekirse; antik ve çağdaş diller, edebiyat, tarih, felsefe, din, görsel sanatlar, performans sanatları (müzik dahil) gibi dallar zikredilebilir. Bazen beşerî bilimler dahil edilen bazı ek alanlar ise antropoloji, alan çalışmaları, iletişim ve kültürel çalışmalardır; bununla birlikte bu alanlar sıklıkla sosyal bilimler dahilinde ele alınırlar.

Beşeri bilimler tarihi
Batı’da beşerî bilimlerin kökeni antik Yunan’a uzanmaktadır. Roma döneminde, yedi liberal sanat kavramı ortaya çıkmıştır; gramer, retorik ve mantık (trivium) ile birlikte aritmetik, geometri, astronomi ve müzik (quadrivium). Nitekim bu konular daha sonraları da bu kompozisyon içinde önemlerini korumuşlar ve Orta Çağ boyunca da eğitimde gösterilen temel konular olmuşlardır.
Rönesans döneminde önemli bir kayma yaşanmış ve beşerî bilimler uygulamadan ziyade incelenmesi (çalışılması) gerekilen konular olarak görülmeye başlanmıştır ki bu geleneksel alanlardan edebiyat ve tarih gibi alanlara yaşanan bir kayma ile birlikte gerçekleşmiştir. 20. yüzyılda bu bakış açısı postmodernist hareket tarafından reddedilmiştir ki postmodernist hareket beşerî bilimleri demokratik bir topluma uygun olacak daha eşitlikçi (egalitaryan) bir şekilde yeniden tanımlamaya uğraşmıştır.

24 Mart 2013 Pazar

Sinus ve Kosinüs uygulama alanları


Düzlemsel trigonometride, iki boyutlu düzlemde (ve üçü de aynı doğru özerinde yer almayan) üç noktayı doğru parçalarıyla ikişer ikişer birleştirerek oluşturulan düzlemsel üçgenler söz konusudur. Küresel trigonometride ise, üç boyutlu kürenin iki boyutlu olan yüzeyinde (ve üçü de aynı büyük çember üzerinde yer almayan) uç noktayı büyük çember yaylarıyla ikişer ikişer birleştirerek oluşturulan küresel üçgenler söz konusudur.
Küresel trigonometri Eski Yunanlılarda astronomiye ilişkin gereksinimleri karşılamak amacıyla ortaya çıktı ve gelişti. Küresel trigonometri aslında düzlemsel trigonometriyi de tümüyle içerir, ama düzlemsel trigonometri ancak 15. yüzyıl Avrupa’sında, topografya, ticaret ve denizciliğin gereksinimleri doğrultusunda kendi başına ve küresel trigonometriden bağımsız olarak gelişmiştir. Küresel trigonometri, düzlemsel geometriden daha önce ortaya çıkıp gelişmiş olmakla birlikte, ancak düzlemsel geometrinin temel ilkelerinin bilinmesiyle daha iyi anlaşılabilir.

Bilimsel alanlarda kullanılan trigonometri aşağıdaki alanlarda kullanılır:Yankılanım, mimarlık, astronomi(okyanuslarda, uzayda, havada dolaşmak bunun için), biyoloji, haritacılık, kimya, sivil mühendislik, bilgisayar grafikleri, jeofizik, kristalografi(kristalleri inceleyen bilim), ekonomi(özellikle finansal marketlerde kullanılır), elektrik mühendisliği, elektronik, kara ve yersel araştırma, fizik bilimi, mekanik mühendisliği, makineler, sağlık alanı(CAT taraması ve ultrason), meteoroloji, müzik teorisi, sayı teorisi (ve bu nedenle kriptografi), okyanus coğrafyası, optik bilim, farmakoloji(ilaç bilimi), ses bilimi, olasılık teorisi, psikoloji, sismoloji(deprem bilimi), istatistik, ve görsel algılama
Trigonometrinin nasıl kullanıldığını hayal etmek zor değildir. Örnek olarak denizcilik ve haritacılık trigonometriyi kullanmak bir fırsattı ve bunların kullanımı ilk trigonometri ders kitabı için yeterli idi.müzik teorisindeki gibi trigonometri değerlendirmesi Pisagor’ un çalışmalarına bağlıdır.Farklı uzunluktaki seslerin iki farklı çıkışları olduğu Pisagor’ un dikkatini çekmiştir.Eğer bunlar benzer uzunluktaki küçük tamsayılar olsalardı, titreşen dizi şekli ve sinüs grafiği arasında benzerlik tesadüf olmazdı.

Okyanus coğrafyasındaki bazı dalga şekilleri ve sinüs fonksiyonunda ki grafiklerdeki benzerlik rastlantı değildir. Diğer alanlardaki, ekonomi, iklim bilimi, biyolojik çalışmalar, mevsimsel periyotlar, sinüs ve kosinüs fonksiyonlarını kapsar.

Filoloji Nedir ?


Filoloji “kelime sevgisi” anlamındadır. Sözcük, bir dilin ya da dillerin arasındaki ilişkileri, o dillerin tarihsel gelişimlerini ve yapısını inceleyen bir bilgi dalının adı olarak kullanılmıştır. “Betikbilim” olarak da adlandırılmaktadır.Filoloji denilince kısaca anlaşılan,o dil hakkındaki tüm bilgileri edinmedir.

Filoloji; yazılı belgelerin geçerliğini, gerçek olup olmadıklarını araştıran tarihsel bir bilimdir. Filoloji çalışmalarında, üretildikleri dönemlere ait eski metinleri yeniden oluşturmaya çalışılır. Üretildikleri dönemlerin etkileri, kaynakları araştırılır, özgün metinler çözülmeye ve yeniden oluşturulmaya, bu arada taklitlerini saptanmaya ve değerleri ölçülmeye çalışlır. TDK güncel sözlüğünde karşılığı Dil Bilim olarak verilmiştir.
Tarihi anıtlarda, alfabelerde kullanılan dilleri çözümlemede de kullanılır. Daha çok o dilin edebiyat ve kültürle olan ilişkisi üzerinedir. Dünyada var olmuş ve var olan dilleri inceler, diller arasındaki akrabalık bağlarını , sözcük alışverişlerini araştırır.

Astrobiyoloji Nedir ?



Astrobiyoloji ya da egzobiyoloji, disiplinler-arası bir bilim olup, özellikle evrende yaşamın ortaya çıkmasını ve evrimini sağlayan jeokimyasal ve biyokimyasal etken ve süreçleri konu alır; bir başka deyişle, evrende biyolojik kökenin, evrimin, dağılımın ve canlıların geleceğinin incelenmesidir.
Bu bilimsel disiplinler-arası alan, kısaca, Güneş Sistemi’miz içinde ve dışında kalan “yaşanabilir gezegen”lerdeki yaşanabilir ortamların araştırılmasını, abiyogenez (prebiyotik kimya) kanıtlarının araştırılmasını, Mars’ta ve Güneş Sistemi’mizde yaşamı, Dünya’daki yaşamın evriminin kökenleri ve erken dönemleri üzerine laboratuvar çalışmalarını ve alan araştırmalarını ve yaşam potansiyelinin Dünya ve uzaydaki zorluklara uyarlanması çalışmalarını kapsar.
Astrobiyolojinin bu tanımı, doğal olarak, yaşamın, yeryüzünde ortaya çıktığı gibi, Güneş Sistemi’miz içinde veya dışında bulunan başka yerlerde, başka gezegenlerde de ortaya çıkmış olabileceği kabulünü içerir. Bizimkinden “kökten farklı ortamlar” içeren diğer kozmik cisimler üzerinde de yaşam izleri mevcut olabileceğinden, astrobiyolojide “basit organik madde”den (biyomoleküller, peptidik, nükleik ya da lipidik zincirler) daha karmaşık yapılara (ilk hücreler, ilk genetik sistemler) doğru uzanan evrime hükmeden olası süreçlerin araştırılması sözkonusudur.
Dolayısıyla bu süreçlerin araştırılmasında, organik kimya, inorganik kimya, biyokimya, hücre biyolojisi, iklimbilim, jeokimya, gezegenbilim ve enformatik modelizasyon gibi çeşitli bilimsel alanların, bir bütünü tamamlayacak tarzda, derin bir etkileşim içinde olmaları kaçınılmaz hale gelir.
Örneğin, astrobiyologlar yeni gezegenler keşfetmek ve bunların yaşanabilirliğini saptamak üzere astronomlarla, moleküler etkileşimlerden yaşama geçişi anlamak üzere kimyacılarla, diğer gezegenler üzerindeki anahtar mineraller ve suya ilişkin kanıtları incelemek üzere jeologlarla, en erken yaşam türlerini araştırmak ve anlamak üzere paleontologlar ve moleküler biyologlarla ve bunların yanısıra, iklimbilimcilerle, gezegenbilimcilerle ve diğer çeşitli bilim dallarındaki bilim insanlarıyla iş birliği içinde çalışırlar.
Günümüzde gitgide genişleyen astrobiyoloji aynı zamanda, hangi türde olursa olsun Dünya-dışı yaşama ve varsa Dünya-dışı zeki yaşama ilişkin araştırmayla da (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) da ilgilenmektedir. Fakat olası gelişmeleri beklemekte olan bu son değinilen araştırma sahası (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) şimdilik çok marjinal durumdadır.