Güneş sistemi gezegenleri, Güneş ve yakınımızdaki bazı yıldızların birbirlerine göre büyüklükleri
Güneş sistemindeki cisimlerin boyutları, birbirlerine oranları küçüklüğümüzden beri okullarda meyveler ve bakliyatgiller başta olmak üzere çeşitli örneklerle anlatılır. Peki gecenin karanlığında çok uzaklardan parıldayan yıldızların renklerinin ve büyüklüklerinin de farkını merak ettiniz mi ? Öyleyse uydumuz Ay’dan bilinen en büyük çapa sahip VY Canis Majoris yıldızına kadar birçok yıldızın karşılaştırılmış büyüklüklerini aşağıdaki görselde ve videoda incelerseniz, aklınızda bu cisimlerin devasa boyutları ile ilgili bir fikir oluşacaktır.
Evrende yüzmilyarlarca gökadanın herbirinde yine yüzmilyarlarca yıldız bulunuyor, belki de Dünya’nın bütün sahillerindeki bütün kum taneleri yetişemeyecektir bu sayıya, ancak sayı bu kadar büyük olunca, yıldızların hayatları, ışık saçtıkları süre boyunca ne gibi evrelerden geçtikleri, içlerinde neler olduğu ve sonlarının ne şekilde ve ne kadar zaman sonunda olabileceği, gözlemlenen birçok yıldızdan edinilen bilgilerin birleştirilip kategorilendirilmesi ile modellenebiliyor ve hesaplanabiliyor. Tabii ki bütün yıldızları Güneş kadar ayrıntılı inceleyemedik henüz, ancak zamanla gözlem araçlarının da gelişmesiyle araştırmalar (belki buradan, çok uzaktan bakmak yerine yakınlarına gidilmeye başlanır eğer biraz daha hızlı yol almaya başlarsak uzayda) daha ayrıntılı veriler ve daha keskin sonuçlar elde etmemizi sağlıyor. Bu sonuçlar ile uzaydaki hareketliliği ve nedenlerini her zamankinden daha iyi anlıyor olacağız.
Aşağıdaki görselde geceleri parlayan birçok parlak ve yakınımızdaki yıldızın karşılaştırılmalarını eğer görselin üzerini tıklarsanız daha ayrıntılı şekilde görebilirsiniz.
uzaybilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uzaybilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mart 2013 Pazar
14 Mart 2013 Perşembe
LCROSS çarpışma verileri Ay’da suyun bulunduğunu gösteriyor
Centaur roketinin Cabeus krateri içerisinde oluşturduğu madde bulutu
LCROSS’dan (Lunar CRater Observation and Sensing Satellite – tr. Ay Krater Gözlem ve Algılama Uydusu) alınan veriler, 9 Ekim 2009 tarihinde Ay’ın güney kutbundaki sürekli gölgede bulunan Cabeus kraterine doğru gerçekleştirilen çarpışmalar sırasında kalkan toz bulutu arasında su izlerinin bulunduğunu gösteriyor.
LCROSS – Centaur üst roket kısmının gerçekleştirdiği çarpışma, kraterin dibinden (beklenildiği kadar yükseğe çıkacak şekilde olmasa da) iki parça halinde madde bulutunun yükselmesine neden olmuştu. İlk parça yüksek bir açı oluşturacak şekilde çarpışmanın etkisiyle oluşan buhar ve hafif tozlardan, ikinci parça ise daha düşük açıda daha ağır maddelerin oluşturduğu bir bulut olarak görüldü. Yukarıya yükselen bu madde bulutlarının bir özelliği ise milyarlarca yıldır günışığı görmemiş olması.
Sürekli gölgede kalan bu bölgeler, Güneş sistemimizin geçmişi ve evrimi ile ilgili birçok bilgiyi de aynen Dünya’nın buzullarından çıkarılan örneklerde olduğu gibi içerisinde saklıyor olabilir. Ayrıca Ay’da suyun bulunuyor olması Ay’a ve oradan daha öteye yapılacak seferler ve kurulacak üsler için önemli bir kaynak olacak.
NASA’nın Ames Araştırma Merkezi’ndeki yetkililerinin yaptıkları açıklamalarda; çok mutlu olduklarını, oluşan iki parçalı buluttan alınan tayflarda suyun varlığına işaret eden çizgiler bulunduğunu, diğer bileşenlerin çözümlemesi için süregelecek çalışmalarda sonuçlar elde edilebileceğini ancak Cabeus’un içerisinde suyun buunduğunu rahatlıkla söylebileceklerini belirttiler. Miktarın ise Ay koşulları için “yeterince” olduğunu eklediler. Bir ortalama tahmin; 20-30 metrelik genişlikteki bir krater içerisinden çıkan bulut içerisindeki suyun 100 kg kadar olduğu.
İlk çözümlemeler, suyun yakın kızılötesi ışıma içerisindeki tayf işaret bölgelerinin, LCROSS ile elde edilen yakın kızılötesi tayftan elde edilen verilerle karşılaştırması ile yapıldı. En temiz verilerin suyun varlığını gösteren çizgiler etrafında olduğu görülüyor, diğer maddeler ve bileşiklerin eldeki tayf modellerine uyum göstermemesinin nedeni ise, Centaur roket bölümünün de çarpışmanın etkisiyle parçalanıp buharlaşmasıyla beraber yukarıya doğru kalkan toz bulutunun maddesel içeriğine karışmış olması olarak görünüyor. Bir diğer doğrulama ise morötesi ışıma ve görünür bölgeleri gösteren tayftaki hidroksil salınım çizgileri oldu ki; hidroksil su buharının günışığı görmesiyle oluşabilecek bir bileşik.
Ayrıca kraterin içerisinde çarpışma sonrası bölgede oluşan dağılmış maddenin yapısı da inceleme altında bulunuyor. Patlama sonrası oluşan yapı da bölgenin yüzey yapısı ile detaylı bilgiler barındırmakta. (Çarpışma sonrası oluşan bulutun Dünya’dan görülememe nedenleri arasından birisi yüzeydeki tozların bir yastık gibi çarpışma sırasındaki enerjiyi emip dağıtması olarak düşünülüyor. Bu bulutun 10 km yüksekliğinde olması bekleniyordu ancak bulut 1.6 km kadar yükselebilmişti.)
Verilerin incelenmesi daha süre alacak belirtilen açıklamalara göre. LCROSS ile beraber yolculuğa çıkan ve şu anda Ay yörüngesinde dolanan LRO (Lunar Reconnaissance Orbiter – tr. Ay Keşif Aracı) çarpışma bölgesinin üzerinden her defasında geçerken istenilen yeni verileri topluyor olacak. Yapılacak ileriki çalışmalar uydumuz ile ilgili yeni sırları da günyüzüne çıkartacak gibi. Ay’daki bu “yeterince” miktardaki su ise ileride kurulacak üslerdeki birçok ihtiyacı (içmek, tarımsal ürünlerin üretimi, nefes almak amaçlı oksijen üretiminden roket yakıtı üretmeye kadar birçok alanda) karşılayacak.
LCROSS’dan (Lunar CRater Observation and Sensing Satellite – tr. Ay Krater Gözlem ve Algılama Uydusu) alınan veriler, 9 Ekim 2009 tarihinde Ay’ın güney kutbundaki sürekli gölgede bulunan Cabeus kraterine doğru gerçekleştirilen çarpışmalar sırasında kalkan toz bulutu arasında su izlerinin bulunduğunu gösteriyor.
LCROSS – Centaur üst roket kısmının gerçekleştirdiği çarpışma, kraterin dibinden (beklenildiği kadar yükseğe çıkacak şekilde olmasa da) iki parça halinde madde bulutunun yükselmesine neden olmuştu. İlk parça yüksek bir açı oluşturacak şekilde çarpışmanın etkisiyle oluşan buhar ve hafif tozlardan, ikinci parça ise daha düşük açıda daha ağır maddelerin oluşturduğu bir bulut olarak görüldü. Yukarıya yükselen bu madde bulutlarının bir özelliği ise milyarlarca yıldır günışığı görmemiş olması.
Sürekli gölgede kalan bu bölgeler, Güneş sistemimizin geçmişi ve evrimi ile ilgili birçok bilgiyi de aynen Dünya’nın buzullarından çıkarılan örneklerde olduğu gibi içerisinde saklıyor olabilir. Ayrıca Ay’da suyun bulunuyor olması Ay’a ve oradan daha öteye yapılacak seferler ve kurulacak üsler için önemli bir kaynak olacak.
NASA’nın Ames Araştırma Merkezi’ndeki yetkililerinin yaptıkları açıklamalarda; çok mutlu olduklarını, oluşan iki parçalı buluttan alınan tayflarda suyun varlığına işaret eden çizgiler bulunduğunu, diğer bileşenlerin çözümlemesi için süregelecek çalışmalarda sonuçlar elde edilebileceğini ancak Cabeus’un içerisinde suyun buunduğunu rahatlıkla söylebileceklerini belirttiler. Miktarın ise Ay koşulları için “yeterince” olduğunu eklediler. Bir ortalama tahmin; 20-30 metrelik genişlikteki bir krater içerisinden çıkan bulut içerisindeki suyun 100 kg kadar olduğu.
İlk çözümlemeler, suyun yakın kızılötesi ışıma içerisindeki tayf işaret bölgelerinin, LCROSS ile elde edilen yakın kızılötesi tayftan elde edilen verilerle karşılaştırması ile yapıldı. En temiz verilerin suyun varlığını gösteren çizgiler etrafında olduğu görülüyor, diğer maddeler ve bileşiklerin eldeki tayf modellerine uyum göstermemesinin nedeni ise, Centaur roket bölümünün de çarpışmanın etkisiyle parçalanıp buharlaşmasıyla beraber yukarıya doğru kalkan toz bulutunun maddesel içeriğine karışmış olması olarak görünüyor. Bir diğer doğrulama ise morötesi ışıma ve görünür bölgeleri gösteren tayftaki hidroksil salınım çizgileri oldu ki; hidroksil su buharının günışığı görmesiyle oluşabilecek bir bileşik.
Ayrıca kraterin içerisinde çarpışma sonrası bölgede oluşan dağılmış maddenin yapısı da inceleme altında bulunuyor. Patlama sonrası oluşan yapı da bölgenin yüzey yapısı ile detaylı bilgiler barındırmakta. (Çarpışma sonrası oluşan bulutun Dünya’dan görülememe nedenleri arasından birisi yüzeydeki tozların bir yastık gibi çarpışma sırasındaki enerjiyi emip dağıtması olarak düşünülüyor. Bu bulutun 10 km yüksekliğinde olması bekleniyordu ancak bulut 1.6 km kadar yükselebilmişti.)
Verilerin incelenmesi daha süre alacak belirtilen açıklamalara göre. LCROSS ile beraber yolculuğa çıkan ve şu anda Ay yörüngesinde dolanan LRO (Lunar Reconnaissance Orbiter – tr. Ay Keşif Aracı) çarpışma bölgesinin üzerinden her defasında geçerken istenilen yeni verileri topluyor olacak. Yapılacak ileriki çalışmalar uydumuz ile ilgili yeni sırları da günyüzüne çıkartacak gibi. Ay’daki bu “yeterince” miktardaki su ise ileride kurulacak üslerdeki birçok ihtiyacı (içmek, tarımsal ürünlerin üretimi, nefes almak amaçlı oksijen üretiminden roket yakıtı üretmeye kadar birçok alanda) karşılayacak.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)